Duke Nukem Forever İnceleme


ıllardan 1997, Duke Nukem 3D ile FPS oyunlarının nasıl olması gerektiğini bizlere gösteren 3D Realms, Duke Nukem 3D'nin devamı olan Duke Nukem Forever üzerinde çalıştığını duyuruyor ve o zamandan bu zamana oyun dünyası artık eskisi gibi bir yer olmuyor. İlk olarak Quake 2 grafik motoru ile geliştirilmeye başlanan oyun, 1998 yılında Unreal'ın piyasaya sürülmesi ve grafik standartlarını belirlemesiyle artık Unreal 1 grafik motoru ile geliştirilmeye başlanıyor. Tabii bu sırada yıllar akıp geçiyor ve oyunun 2001 yılında çıkacağı söylentileri ortalığı kasıp kavuruyor derken 3D Realms oyunun grafik motorunun değiştirildiğini söylüyor ve artık Unreal 2.0 grafik motorunu kullandıklarını belirtiyor. Yıllar yine su gibi akıyor ve 2007 yılında 3D Realms oyundan yeni bir video yayımlıyor, bu video da bizlere Duke'un halen daha yaşadığını gösteriyor. 2009 yılına kadar birkaç ekran görüntüsü dışında sessizlik sürüyor ve sonunda 3D Realms bu işi başaramadığını ve iflas ettiğini duyuruyor. Biz tam Duke artık öldü ve onu bir daha göremeyeceğiz derken Borderlands, Brothers in Arms ve Half-Life: Opposing Force gibi oyunlarla oyuncuların sevgisini kazanan ve Duke Nukem 3D'nin de yapımında çalışmış olan Randy Pitchford'un yöneticiliğini üstlendiği Gearbox Software oyunun yapımını devraldığını açıklıyor ve oyunun 2011 yılında piyasaya çıkacağını duyuruyor. Tabii buna biz dahil olmak üzere hiçbir oyun medyası inanmıyor veya inanamıyor. Ancak sanırım artık buna inanmalıyız çünkü şu anda oyun elimde duruyor ve onu 14 yılın (bu 14 yıl boyunca oyun dünyasında neler olduğunu bir başka yazıda dile getirebiliriz sanırım) verdiği özlemle saatlerce oynadım, oynuyorum ve oynayacağım. Kralımız geri döndü sayın oyunseverler ancak bakalım kralımız eskisi gibi mi yoksa çıplak mı?



 



Hail to the King!

Duke Nukem Forever, Duke Nukem 3D'den 12 yıl sonra yaşanan olayları konu alıyor. 12 yıl önce Duke'tan sıkı bir tekme yiyen uzaylılar bu defa oldukça güçlenerek Duke'tan intikam almak için geri dönüyorlar ve kızları kaçırmaya başlıyorlar. Kızlarla yakın ilişki içinde olan Duke ise bu duruma bir son vermek istiyor ve dünyayı uzaylılardan kurtarmaya çalışıyor. Oyunun hikayesi kısaca böyle, Duke oyunlarında hikaye pek önemli olmadığı için her ne kadar klişe olsa da oyun kendini oynattırmayı biliyor. Pek oyun neden kendini oynattırıyor, gelin buna hep birlikte bakalım. Duke Nukem 3D bizlere oyunlarda çevre ile etkileşimin ne kadar önemli olabileceğini göstermişti. Hatırlarsanız çevredeki her türlü nesne ile etkileşime girebiliyorduk, bilardo oynayabiliyorduk, ışıkları ve muslukları açıp kapatabiliyorduk, video oyunları oynayabiliyorduk, kameralardan bakabiliyorduk, tuvalete gidebiliyorduk ve daha sayamadığım tonlarcasını yapabiliyorduk... Bu saydıklarım şimdiki zaman oyunları için sıradan gelebilir ancak 1996 yılında bir oyunda çevre ile bu tür etkileşime girebilmek oyuncuların akıllarını başından alıyordu, tabii Duke'un yaptığı esprileri ve konuşmaları da unutmamak gerek. Duke Nukem Forever'da da bu etkileşim fazlasıyla devam ediyor. Mesela dolaptan bir patlamış mısır paketini alıp, mikrodalga fırına koyup, mısır patlatıp, onu yiyebiliyorsunuz, uzaktan kumandalı bir arabayı yönetebiliyorsunuz, tahtaya veya defterlere yazı yazıp silebiliyorsunuz yine video oyunları oynayabiliyorsunuz. Bunları yapmak son derecede eğlenceli. Senaryo boyunca sizlere görevler veriliyor ve onları yapmaya çalışıyorsunuz, görevler son derece sıradan olsa da bölüm dizaynları, eğlence faktörü, silahların güzelliği, Duke'un sesi oyunu oynatıyor. Özellikle araç kullandığınız bölümler çok hoşuma gitti. Silahlar demişken Duke'ın eski silahları bu oyunda da yer alıyor (küçültme ve dondurma silahlarının hastasıyız), onların haricinde tabii ki yeni silahlar oyuna eklenmiş ve hepsini kullanmak da insanı eğlendiriyor. Duke'un ekipmanları bu oyunda da bulunuyor. Efsanevi el bombası, lazerli mayın, düşmanları kandıran Duke'un hologramı ve daha fazlası (hatta bira içerek daha dayanıklı veya streoid hapları içerek daha güçlü olabiliyorsunuz). Oyunun oynanışı aynı eski FPS oyunları gibi ve oynanışta herhangi bir sorun bulunmuyor, eğer hayatınızda herhangi bir FPS oyunu oynadıysanız kendinizi evinizde hissedebilirsiniz. İsterseniz biraz da oyunda bulunan ve gözüme takılan eksilerden bahsedeyim.

 

Oyun süresince yanınızda sadece 2 adet silah taşıyabiliyorsunuz bu durumu çoğu kişi sevmeyebilir ve kötü olarak algılayabilir ancak ben gerçekçiliği arttırdığı için pek de sorun etmedim. Bunun yanısıra düşmanlarınızın yapay zekası çok iyi değil ve üzerinize ölmek için koşarak atlıyorlar, zaten hangi Duke oyununda düşmanların yapay zekası iyiydi ki? Yine eksi olarak nitelendirebileceğim bir diğer konu ise oyunda istediğiniz yerde kayıt edemiyorsunuz ve bunun yerine "Checkpoint" sistemi yer alıyor. 2011 yılındayız ve PC'de FPS oynuyoruz ancak istediğimiz yerde kayıt edemiyoruz bu tam anlamıyla bir facia ancak neyse ki "Checkpoint"ler arası mesafeler oldukça az, bu da pek sorun teşkil etmiyor. Bir diğer sevmediğim unsur ise sağlığınızın aynı Call of Duty'de olduğu gibi ateşten kaçıp biraz bekleyince iyileşmesi oldu, bu tamamiyle Duke'un ruhuna aykırı. Keşke eski sağlık barı ve sağlık paketleri bu oyunda da yer alsaydı. Senaryonun işlenişi, haritalar ise çizgisel ve eski FPS oyunları gibi. Senaryoyu eğer her yeri gezerek oynarsanız yaklaşık 15 - 20 saatte bitirebiliyorsunuz ki bu günümüz standartlarına göre oldukça iyi bir süre. Senaryoyu bitirdikten sonra ise devreye çoklu oyunculu modlar giriyor.

 



"Etrafta bir sürü Duke dolaşıyor ne yapayım?"

Duke Nukem Forever çoklu oyunculu modları ile de adından oldukça fazla söz ettirecek gibi duruyor, duruyor diyorum ve kesin olarak söz ettirecek demiyorum çünkü oyunda ne yazık ki sürekli sunucu (dedicated server) desteği bulunmuyor. Bu nedenle oynadığınız karşılaşmalarda lag ve ping sorunu yaşanabiliyor. Tabii bunların haricinde oyunun çoklu oyunculu kısmının sırf bu nedenle fazla uzun ömürlü olmayacağını söyleyebiliriz. Çünkü FPS oyunları çok çabuk tüketiliyor ve bir yeni oyun çıkınca hemen diğerine atlanıyor. Sürekli sunucu bulunmaması da oyunun çoklu oyunculu kısmının kısa zamanda öleceğini niteler gibi gözüküyor. Çoklu oyunculu moda direkt kötü taraflarını sıralayarak girmek istemezdim ancak bunları söylemek daha doğru olur diye düşündüm. Bu eksilerin haricinde Duke Nukem Forever'ın çoklu oyunculu modları son derece zevkli. Çoklu oyunculu modlar ise "Duke Match", "Team Duke Match", "Capture the Babe" ve "Hail to the King" olmak üzere 4 adet. "Duke Match" diğer oyunlarından bildiğiniz "Deatmatch", "Team Duke Match" ise yine "Team Deathmatch", "Capture the Babe" ise bildiğiniz "Capture the Flag" ancak bu kez bayrak yerine kızları kaçırıyorsunuz (kadınlar ve kızlar buna çok ama çok kızacaklar). "Hail to the King" modu ise "King of the Hill" modunun aynısı, belirli bir yeri elinizde tutmaya çalışıyorsunuz. Çoklu oyunculu haritalar çok eğlenceli hatta "Duke Burger" haritasına bayıldığımı söylemek istiyorum. Çoklu oyunculu kısımda artık diğer FPS'lerde de standart haline gelen seviye atlama sistemi bulunuyor. Ancak seviye atladıkça diğer oyunlardaki gibi silah açmak yerine (tüm silahları zaten haritalarda bulabiliyorsunuz) karakterinize yeni giysiler, yeni şapkalar ve Duke'un evi için yeni eşyalar ve kızlar açıyorsunuz. Evet, çoklu oyunculu kısımda Duke'un evi de bulunuyor. Eve istediğiniz gibi girebiliyor ve açtığınız eşyalarla etkileşim içine girebiliyorsunuz bu da insanı seviye atlamaya teşvik ediyor. Kısacası çoklu oyunculu modlarda oynarken bir insanı küçültme silahı ile küçültüp üzerine basmak veya dondurma silahı ile dondurup tekme atarak parçalamak çok ama çok zevkli ah bir de oyunda sürekli sunucu (dedicated server) desteği bulunsaydı...

 

Soru: "Bu oyun hangi grafik motorunu kullanıyor?" Cevap: "Hangisini kullanmıyor ki?"

Yapımına 1997 yılında başlanan ve 14 yıldır geliştirilen bir oyunun grafikleri nasıl olmalıdır açıkçası bunu ben de bilmiyorum, kaç yıldır bu işi yapıyorum ancak yine de daha önceden böyle bir olayla karşılaşmadım. Duke Nukem Forever yıllar boyunca aynı "çorap değiştirir gibi sevgili değiştiriyor" cümlesi gibi grafik motoru değiştirdi. Quake II, Unreal 1, Unreal 1.5 ve 2.0 derken 2011 yılına geldiğimizde oyun Unreal 2.5 grafik motoru üzerine hayli eklemeler yapılarak ve tabiri caizse tüm kodları değiştirilerek oluşturulmuş Duke Nukem Forever'a has bir grafik motoru kullanılarak piyasaya sürüldü. CryENGINE 3, Unreal Engine 3.5 gibi grafik motorunun kol gezdiği günümüzde Duke Nukem Forever'ın Unreal 2.5 grafik motoru ile hazırlanması kulağa pek hoş gelmiyor olabilir ancak Gearbox Software ortaya güzel bir iş çıkarmış. Dediğim gibi Unreal 2.5 grafik motoru oldukça modifiye edilmiş; çevre grafikleri, modellemeler, animasyonlar, patlamalar, yaratıkların parçalanmaları ve birçok grafik efekti göze hoş geliyor. Tabii grafiklerden bir CrySis 2 beklemeyin ve beklentilerinizi biraz alçak tutun. Grafikler konusunda bana göre tek sıkıntı silah modellemeleri. Açıkçası silah modellemelerini pek beğenmedim ve bana biraz baştan savma olarak yapılmış olarak geldi. Tüm oyun boyunca elimizdeki silahı gördüğümüz bir FPS oyununda silah modellemelerine özen gösterilmemesi gerçekten de üzücü bir durum. Bunun haricinde Duke Nukem Forever her ne kadar eski bir grafik motoru kullanıyor olsa da optimizasyonu pek de iyi değil. Intel Core 2 Quad 3.0 GHz, 4 GB RAM ve nVidia GeForce GTX 570'e sahip olan bilgisayarımda 1920 x 1080 çözünürlükte tüm grafik ayarları sondayken zaman zaman gereksiz takılmalar yaşadım ki bu sistemle CrySis 2'yi sorunsuz olarak oynayabiliyorum. Umarım Gearbox Software yakında optimizasyon sorunları düzelten bir yama yayımlar.

"Born to be wild!" şarkısı Duke için gelsin!

Polis bir domuzun nasıl bir ses çıkarttığını veya bir yaratığı küçültme silahı ile küçülterek ayağımızla ezdiğimizde nasıl bir ses çıktığını ilk olarak Duke Nukem'den öğrenmiştik hatırlarsanız. Duke Nukem Forever'da da Gearbox Software geleneği bozmamış ve oyunun ses efektleri konusunda oldukça özen göstermiş. Atmosfer sesleri, silahların sesleri, düşmanların sesleri ve ses namına her şey son derece profesyonelce hazırlanmış. Yoldan geçen ve hayatında oyun oynamamış insanlara Duke'un sesini dinletseniz o sesin Duke Nukem'e ait olduğunu bilirler. İşte bu oyunun seslerinin ve seslendirmenin gücüdür, Duke Nukem Forever'da Duke'u gene Jon St. John seslendiriyor ve işini yine mükemmel yapıyor. Duke Nukem 3D'den ezberlediğimiz replikler Forever'da da yerlerini koruyor ve oyun yine seve seve ezberleyeceğimiz yeni replikler sunuyor. Duke dışında diğer karakterlerin seslendirmeleri de son derece başarılı ve atmosfere katkı sağlıyorlar, hele Duke'un kızlarının seslendirmeleri insanın başını döndürüyor. Zaten 2K Games'in piyasaya sürdüğü hangi oyunda kötü seslendirme ile karşılaştınız ki? Duke Nukem Forever'ın müzikleri de aynen Duke Nukem 3D'de olduğu gibi oyunun havasına katkı sağlıyorlar, Megadeth'in efsanevi Duke Nukem tema müziği bu oyunda da farklı versiyonu ile yer alıyor, onun haricindeki müzikler de dediğim gibi son derece başarılılar.


 



14 yıldır bekledim seni, sen gelmez oldun, sen gelmez oldun!

Duke Nukem Forever'ı oynadım ve bitirdim, bundan dolayı son derece mutluyum. Mutlu olduğum bir diğer konu ise bu süreçte kıyamet kopmadı ve oyun çıktığında kıyamet kopacak diyen medyumların yalanları ise bir bir ortaya çıktı. O yüzden ne diyoruz "fala inanmayın ancak falsız da kalmayın". Duke Nukem Forever'ı yaklaşık 14 yıldır bekliyoruz, o yüzden bu incelemeyi de "acaba beklediğimize değdi mi?"sorusunu baz alarak yazdım. Yazıyı buraya kadar okuduysanız bunun yanıtını kendiniz de verebilirsiniz ancak ben gene de kendi düşüncemi belirteyim. 2 adet silah taşıma sınırı (bana göre bir eksi olmasa da yazmak istiyorum), çoklu oyunculu modda sürekli sunucu (dedicated server) desteğinin olmayışı, optimizasyon sorunları ve çağın gerisindeki grafiklerine rağmen evet, Duke Nukem Forever beklediğimize değmiş ve oldukça eğlenceli ancak hiçbir oyun 14 sene beklemeye değmez, bunu da belirtmek istiyorum. Eğer bir Duke Nukem hayranı iseniz oyunu zaten almışsınızdır ancak Duke'u tanımıyorsanız oyunun demosunu deneyebilirsiniz ve fiyatı ucuzladığında satın alabilirsiniz, yani kararı gene sizlere bırakıyorum.

 

Trgamer

Son Güncelleme (Cuma, 10 Haziran 2011 21:07)