Diyanet de İnternet Sitesi Kapatabilecek

Resmi Gazete'de yayınlanan yeni bir kanunla Diyanet İşleri Başkanlığı'na da İnternet Sitesi Kapatabilme Yetkisi Tanınıyor.

Resmi Gazete'de yayınlanan  "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"da Diyanet İşleri Başkanlığı'na bazı olası durumlarda internet sitesi kapatma yetkisi tanınıyor.

 

 

Aslında Diyanet İşleri Başkanlığı'na direk olarak internet sitesi kapatma yetkisi tanınmamış. Yeni kanunda Diyanet'e, gerekli gördüğü zamanlarda sulh hukuk mahkemelerine başvurup bir internet sitesinin kapatılmasını isteme yetkisi tanınıyor. Fakat aslında biz biliyoruz ki, Türkiye'de internet sitelerini kapatmak çocuk oyuncağı da olsa yine de mahkemelerin yürüttüğü bir hukuk süreci var. Garip olan Diyanet'in başvurularında mahkemelerin görüş isteyebileceği Diyanet'ten daha üst veya alternatif bir kurum (Din işlerinde) olmadığı için mahkemelerin dava sürecinde yine Diyanet'ten görüş isteyeceği söyleniyor.

Özetlersek, Diyanet bir internet sitesini kapatmak istiyor ve mahkemeye başvuruyor, mahkemede acaba kapatsak mı diye yine Diyanet'e başvuruyor. Başvuruyu yapanla görüş alınan aynı kişi olduğu için Diyanet'e sonsuz bir internet sitesi kapatma yetkisi tanınıyor. Yani kağıt üstünde durum bu (sanane.com'un kapatılma olayını hafızası iyi okuyucularımız hemen hatırlamıştır, benzer bir durum orada da yaşanmıştı).

Diyanet'e internet sitesi kapatma yetkisi tanınan durumlar şöyle:

 

a) İslam dininin temel bilgi kaynaklarını ve metodolojisini, tarihî tecrübesini ve güncel talep ve ihtiyaçları dikkate alarak dinî konularda karar vermek, görüş bildirmek ve dinî soruları cevaplandırmak.

b) Dinî konularda telif, tercüme, inceleme ve araştırmalar yapmak, yaptırmak, ihtiyaç duyduğu konularda inceleme ve araştırma grupları oluşturmak, bu hususta yurt içi veya yurt dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan yararlanmak, gerektiğinde bu alanlarda hizmet satın almak ve sonuçlarını Başkanlığa sunmak.

c) Yurt içinde ve yurt dışında İslam dinine mensup farklı dinî yorum çevrelerini, dinî-sosyal teşekkülleri ve geleneksel dinî-kültürel oluşumları incelemek, değerlendirmek, bu konularda ilmî ve istişari toplantılar, konferanslar düzenlemek ve çalışmalar yapmak.

ç) Yurt içinde ve yurt dışında İslam dini ile ilgili gelişmeleri, dinî, ilmî faaliyetleri, neşriyatı ve dinî propaganda mahiyetindeki çalışmaları takip etmek, bunları değerlendirmek ve sonucu Başkanlığa sunmak.

d) Başkanlıkça incelenmek üzere havale edilen basılı, sesli ve görüntülü eserleri dini bakımdan inceleyerek yayınlanıp yayınlanamayacağına karar vermek.

e) Özel kişi veya kuruluşlarca incelenmesi talep edilen dinî yayınları bedeli karşılığında incelemek ve mütalaa vermek.

f) Din Şûrası düzenlenmesi ile ilgili çalışmaları yürütmek.

g) Başkan tarafından verilen diğer konularda çalışma yapmak ve görüş bildirmek.

"Beşinci fıkra kapsamına giren yayının  internet ortamında yapılması halinde, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verir. Bu kararın bir örneği gereği yapılmak üzere Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilir."

d) Başkanlıkça incelenmek üzere havale edilen basılı, sesli ve görüntülü eserleri dini bakımdan inceleyerek yayınlanıp yayınlanamayacağına karar vermek.

Özellikle bu madde tartışmaya oldukça açık gözüküyor.

Ben buradan sonra yorum yapmak istemiyorum. Sadece şunu söylemek istiyorum "din devleti haline mi geliyoruz?" Hayır, pek sayılmaz sadece olur böyle gariplikler Türkiye'de...

Youtube yasağı bile başlı başlına bir gariplik değil mi zaten? Ve, Türkiye'deki garipliklerin listesini yapsaydık eğer... Ohooo cilt cilt kitaplar yayınlayabiliriz.

Son Güncelleme (Perşembe, 02 Aralık 2010 10:03)